YÖK Artık… Tanınma Belgesi mi? Denklik Belgesi mi? Diş Teknisyenliği Master Programı mı?

0
943
YÖK’E Bedava Hizmetim Olsun

Şimdi diyeceksiniz ki bu da ne?

Biliyorum.

Biliyorum da söylüyorum.

Orhan Veli’nin meşhur şiiridir Dalgacı Mahmut.

Deniz yırtılır kimi zaman,

Bilmezsiniz kim diker;

Ben dikerim.

Devletin hizmeti hızlı, süratli, adil ve “cana yakın” olmalıdır.

Devlet vatandaşıyla can cana, kulak kalağa, gönül gönüle, göz göze olmalıdır.

Devlet “ana” gibi “baba” gibi vatandaşını sarıp sarmalamalı onun hayatını kolaylaştırmalı, yaşamını düzenlemelidir…

Devlet vatandaş için vardır.

Devlet vatandaşının oturduğu evin de güvencesidir, çalıştığı işin de…

Devlet bilirim ki kederinde, mutluluğunda, sağlığında, hastalığında velhasıl sayamadığım yaşamda olan her şey için vatandaşının yanındadır…

Peki, Devlet kim?

Kim bu hep vatandaşını gözleyen, koruyan, kollayan sihirli el?

Devlet sensin aslında be kardeşim. Devleti yöneten, seçtiğin yani halkın seçtiği siyasilerdir be kardeşim.

İşte Devlet de senin için sen de devlet için…

Peki devletin çarkını döndüren kim?

O’da sensin be kardeşim. O makamlarda, mevkilerde, kurumlarda, kuruluşlarda çalışan sen ben, biz, siz onlar…

Bizden birileri.

Onun için her vatandaş aslında bir dünya…

Çünkü sen devletsin be kardeşim.

Ama gelin bakın çıkın işin içinden; vatandaşın vatandaşa yaptığına bir bakın…

Yurtdışından mezun vatandaş yüksek lisans yapmak istiyor ve bir üniversitenin enstitüsüne başvuruyor.

Enstitü, “yurt dışından” kontenjanına başvuran vatandaşın kaydını alıyor, yönetmeliklerde olmamasına rağmen “mülakat” sınavına sokuyor, kazandığını ilan ediyor…

Kazandın sen diyor.

Ama kazanamamışsın meğer diyerek kaydını almıyor.

Nedeni “Denklik Belgeni Getir”…

Tanınırlık Belgesi Olmaz mı?

Olur, ama olmaz.

Yaşar ama yaşamaz gibi.

Koca üniversitenin koca enstitüsü ile enstitüde yurtdışı kontenjandan Yüksek Lisans yapma hakkını kazanan vatandaş arasında köşe kapmaca başlıyor.

Enstitü ilan ettiği Başvuru Koşullar Kılavuzu ile kesin kayıtta istenen evrakları yurtdışı kontenjandan yüksek lisans yapma hakkını kazanan vatandaşın önüne bırakıyor.

Vatandaş alıyor bu kılavuzu ve evrakları tamamlayıp Enstitünün kayıt gününe geliyor.

Evrakları teslim eden vatandaşa, kılavuzda olmayan “denklik belgesi” şutu atılıyor ve getirmesi isteniyor.

Şutu alan vatandaş Enstitünün Kılavuzundan bu topu önce yumuşatıyor ve topu yere indirip öğrenci işlerinden kesin kayıt golünü atacakken hakem yardımcısı oyunu durdurup, VAR’A bile gitmeden maçı bitiriyor.

Vatandaş diyor ki, Ey Enstitü, sen benden denklik belgesi istiyorsun ama; senin kılavuzunda bulunan 13.09.2017 Tarihli Yüksek Öğretim Kurul Kararı şöyle diyor;

“T.C uyruklu ve yabancı uyruklu kişilerin, yurt dışında bulunup Başkanlığımızca tanınan bir yükseköğretim kurumundaki öğrenimlerinin ardından ülkemizde lisansüstü seviyede öğrenim görme talebinde bulunması durumumda…”

Ve f maddesinde vatandaşın sorununa açık cevap veriyor; “Klinik uygulaması gerektirmeyen sağlık alanları için ise kendilerinden daha önce öğrenim gördükleri kurumların tanınıp tanınmadığına dair Yüksek Öğretim Kurulundan Tanınma Belgesi istenmesine, Diploma Denklik Belgesi istenmemesine …”

NOKTA.

Yükseköğretim Kurulu, yükseköğretim sisteminin parlamentosu.

Yani koyduğu kurallar yükseköğretim sisteminde kanun.

Ama enstitü vatandaşının karşısına 21.08.2017 Tarihli YÖK Eğitim Öğretim Dairesi Başkanlığı tarafından yazılan bir yazıyla şakkadanak barikat kuruyor.

Yani Enstitünün vatandaşına kurduğu barikat yeni kanuna eski tarihli çıkma kat gibi.

Anlamadınız değil mi?

İnanılmaz.

Maça itiraz şu an idari mahkemede.

Şimdi maçın sonucu bekleniyor bakalım kim kazanacak?

YÖK sistemi için kanun hükmünde olan 13.09.2017 Tarihli Yüksek Öğretim Kurulu Kurul Kararımı yoksa Enstitünün şakkadak ileri sürdüğü 21.08.2017 (eski) tarihli Yüksek Öğretim Kurulu Eğitim Öğretim Dairesi Başkanlığı yazısı mı maçı KAZANACAK?

YÖK YÖKE karşı… Enstitü arada kaldı…

Vatandaşla maç bakalım nasıl bitecek?

Bu arada, vatandaş 5 Ağustosta da ne olur olmaz diye YÖK Denklik bürosuna da başvurmuş.

Bugüne kadar da tık yok.

E devlette görünen, YÖK ilgili biriminin kararının beklendiği.

Denklik biriminde ne telefona çıkan var, ne cevap veren var.

Bunlar yok ama vatandaş kazandığı halde mastır yapamıyor, mahkeme köşelerinde sürünüyor, avukat masrafı, ezası, git gel’i, gel git’i…

N’olcak ki?

Bir “dolu-dolu” dolu çelişki bu belgelerde nasıl bir araya geliyor anlamak da mümkün değil.

YÖK Tarafından Sağlık Bilimleri Temel Alanlarının belirlenmiş olduğunu görüyoruz.

Bu temel alan mantığı genellikle Doçentlik Başvuruları için kullanılıyor.

Neden bu belgeye bakıyoruz? Çünkü Yüksek Lisans ve Doktora başvurularının ilişkilendirileceği temel liste bu.

Konumuz da zaten Yurtdışında okuyup mastır ve doktora yapanları ilgilendiren bir konu.

Lisansüstü yaptıktan sonra alınacak akademik unvanlar bu kişilerin ülkemizde çalışmaları için bir hak veya vesika da değil ki.

Sistem diploma denkliği veya tanınırlığı neden istiyor?

Diyor ki, vatandaş benim Yükseköğretim Sistemimde akademik çalışma yapacaksan tanınırlık belgesi getirmen yeterli olur.

Ama benim sistemimde “Canlı ile uğraşacak” bölümlerimde akademik çalışma yapacaksan ki bunun içinde klinik çalışması var, hasta üzerinde uygulaması var…

Sonuçta aldığın eğitim benim üniversitemde yapacağın eğitimin alt yapısına sahip mi? Benim Can’ımın canı kıymetli… Bunu bana sınavla, pratik imtihanla ispatla, benden denklik belgeni al öyle devam et diyor.

Peki, denklik belgesi al diye önü sürülen eski tarihli Yükseköğretim Kurulu Eğitim Öğretim Dairesi Başkanlığı yazısını bu mantıkta nasıl anlamak lazım?

Bir defa bu yazı kocaaa bir fiyasko hatta yok hükmünde ama var mış…

Bu yazıda; “Tıp Doktorluğu, Dişçilik, Hemşirelik” bölüm mezunları Denklik Belgesi,

Çok Disiplinli Sağlık Bilimlerinden “Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon – ki bu bölümün gerçek adı Fizyoterapi ve Rehabilitasyon olacak Yüksek Öğretim Kurulu Eğitim Öğretim Dairesi Başkanlığı yazısında yanlış yazmış galiba), Ergoterapi, Tıbbi Laborant, Radyoloji” Bölüm mezunları Denklik Belgesi,

Sağlıkla İlgili Çok Disiplinli Bilimler alt dallarından “Sağlık Yönetimi” Bölümü Mezunları Denklik Belgesi,

Sağlık Bilimleri Temel Alanı Listesinde olmayan “Diş Teknisyenliği” Bölümü Mezunları Denklik Belgesi…

Haydaaaa.

Bu bölüm Sağlık Bilimleri Temel Alanı alt dallarında olmadığı gibi bu bölümün Yüksek Lisansı da yok.

Siz hiç Diş Teknisyenliği Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Gördünüz mü?

Ama YÖK’ÜN eski belgesi var diyor ama böyle bir bölüm yok, yeni YÖK belgesini de Enstitü kabul etmiyor.

Ama, ama varsa bu vatandaşlardan da Denklik Belgesi getirmesi isteniyor yani denklik Piyangosu çıkmış durumda.

Devam edelim.

Çok Disiplinli Sağlık Bilimleri Alt Dallarından “Beslenme ve Diyetetik, Dil ve Konuşma Terapisi,       Odyoloji” Bölüm mezunlar TANINIRLIK BELGESİ,

Çok Disiplinli Sağlık Bilimlerinden “Sinirbilimi, Toksikoloji, Beslenme ve Diyetetik, Dil ve Konuşma Terapisi” Bölümlerine Tanınırlık Belgesi.

Sağlıkla İlgili Çok Disiplinli Bilimler alt dallarından “Sağlık Ekonomisi, Sağlık Fiziği” Bölüm Mezunları Tanınırlık Belgesi.

Şimdi burası çok önemli, “Can ile bire bir ilgili” olmanın yanında kliniği de olan “Veteriner, Eczacı, Ebe” dallarından mezunlara Tanınırlık Belgesi…

Sevgili Okurlar.

Siz bir şey anladınız mı?

Ben anlamadım.

Neyi anlamadım?

Eski tarihli YÖK Eğitim Öğretim Dairesi Başkanlığı tarafından yazılmış yazı içinde Yüksek Öğretim Kurumunda bulunan bir bölüm adı yanlış yazılabilir mi?

“Lisansüstü Öğrenimlerde Diploma Denklik Belgesi İstenecek Sağlık Alanları” deyip Yüksek Lisansı olamayan “Diş Teknisyenliği” bölümü bu ad ile resmi yazıda yazılabilir mi?

“Lisansüstü Öğrenimlerde Diploma Denklik Belgesi İstenecek Sağlık Alanları” derken ve Denklik Belgesinin ne anlam ifade ettiği de açıkça bilinirken “Veteriner, Eczacı, Ebe” dallarından mezunlara Tanınırlık Belgesi fakat “Sağlık Yönetimi” Bölümü Mezununa Denklik Belgesi istenmesi nasıl ciddiye alınabilir.

Bir kurum, en son, en yeni tarihli kanun hıfzında Yüksek Öğretim Kurul Kararında yazılan açık manaya karşın eski tarihli olmanın ötesinde bir daire tarafından yazılmış yazıyı nasıl esasa muttali kılabilir?

Orhan VELİ…

Dalgacı Mahmut…

Ne güzel şiirdir değil mi?

İşim gücüm budur benim,

Gökyüzünü boyarım her Sabah,

Hepiniz uykudayken.

Uyanır bakarsınız ki mavi.

Dalga geçerim kimi aman da,

O da benim vazifem;

Bir baş düşünürüm başımda,

Bir mide düşünürüm midemde,

Bir ayak düşünürüm ayağımda,

Ne haltedeceğimi bilemem.

E bu bizim vatandaşta böyle işte.

Sağlıcakla kalın, akıl sağlınıza dikkat edin.

CEVAP VER

Lütfen yorum alanını boş bırakmayın
Lütfen adınızı belirtiniz