Nerede Kalmıştık?

0
951

Sevgili Okurlar,

Sizlere müteaddit kereler klişeleşmiş meşhur sözlerden “Nerede Kalmıştık?” veya “Tekrar Merhaba” diyen en az üç köşe yazısı yazdım.

Bir sorun hele neden?

Önceki yazılarımda da anlattığım üzere bizim kuşak -tabii merak ediyorsunuz sizin kuşak? diye ama yazınca anlayacaksınız, Hasan PULUR, Metin TOKER, Çetin ALTAN, Uğur MUMCU, İlhan SELÇUK gibi gerçek gazetecileri tanıdı ve okudu. Annem ve Rahmetli Babam, Milliyet gazetesi, Cumhuriyet Gazetesini hemen her gün eve alır, Annem haberleri, köşe yazılarını okur bizde dinlerdik.

Hasan PULUR, Çetin ALTAN, Uğur MUMCU ve İlhan SELÇUK gibi gazetecileri öncelikle Mümtaz kişilikleriyel tanırdık. İnanılmaz entelektüel birikimleri, zeka pırıltılı iğne oyası gibi işledikleri köşe yazıları bizim her gün yaşadıklarımızı anlatır, derdimizi kederimizi, neşemizi bu satırlarda yaşardık.

Gazeteci, halkın bağrından gelmiş ancak aynı zamanda bağrından kopmamış aksine bağrında yaşayan kişidir bir yerde. Öyle ya, “sırçalı köşklerde” yaşayan gazeteci halkın duygu durumunu nasıl güncele taşıyabilir ki?

Günümüz “gazeteci” tiplemesi, maalesef yukarıda saydığım üstatları mumla aratıyor. İsimlerini ileride belki paylaşırım, gündemdeki o “gazeteci” arkadaşlara ulaşmak, derdini, tasanı bu arkadaşlara anlatman çok zor. Hatta deveyi hendek atlatmaktan zor. Hadi bir gözlemimi de buradan nakledeyim. Bir çoğunu bu durumu anlatmak, onun anlamasını beklemek de zor bir yandan.

Ama pek çoğu kendisini müthiş stratejist, acayip gazeteci, en birinci ekonomist, en atlatma haberci falan sanıyor… Halbuki hepimiz biliyoruz onlara ne verilirse, kulaklarına ne üflenirse, yaz derlerse, “kulis haberi bak bu haber çok atlama” derlerse “o” haberleri yazıyorlar…

Bir çoğunu defalarca telefonla aramama, mail atmama rağmen -ki çalıştığı televizyon veya gazeteye kadar da gitmeme rağmen “o” yüce insanlala görüşebilmek ne mümkün? Daha sekreterlerini aşamadığım gibi mail adreslerine gönderdiğim mailerin bir tek tanesine bile cevap alamadım maalesef.

Halbuki, Çetin ALTAN, Hasan PULUR üstada, hem de çocuk sayılabilecek yaşta yazdığım mektuplara cevap almıştım. Oktay EKŞİ üstat beni Hürriyet Gazetesinde makamına davet ederek uzunca konuşma fırsatı ve imkanını bile vermişti.

Dolayısıyla iş böyle bir eksiklikten böyle bir web sayfası doğu. Herkesi “bu köşeye” davet ediyorum. Bizi anlatalım, sorunlarımızı anlatalım, fikirlerimizi paylaşalım…

Bu duygularla, web sitemin devamlılığına “el” veren arkadaşım beni yarı yolda bırakmadıkça ki diğerlerine inat; umarım burada “mutlu-mesut” yazar-çizer dertleşiriz.

Hadi, bu günlük bu kadar…

Yarın olsun, görüşelim yine…

CEVAP VER

Lütfen yorum alanını boş bırakmayın
Lütfen adınızı belirtiniz