Askeri Fabrikalar

0
726

Özelleştirme kapsamına alınmasıyla birlikte Askeri Fabrikalar kamuoyunun gündemine oturdu. Kutuplaşan ülkemiz Askeri Fabrikalar konusunu da maalesef hakkıyla konuşup tartışamadı.

Özellikle ikinci dünya savaşından sonra oluşan iki kutuplu dünya, saflarını oluşturmak, “koruma ve kollama” güvencesiyle kendilerine “bağımlı hale” getirmek için son derece ince bir yol ve yöntemler uyguladı.

Egemenler kendi refahlarını ve yaşam standartlarını korumanın tek yolunun güçlü bir ekonomi akabinde güçlü askeri güce dayandığını anladılar. Bunun için diğer ülkeleri bir şekilde etki ve denetim altına almak, kendi sistemlerine entegre etmek, sömürmek yani bir nevi “öpülmesi ama öpüldüğünün de hissettirilmemesi” yollarını aradılar. Bu faaliyetler “insan mühendisliği” faaliyetleriydi.

Silah sanayi, ilaç sanayi, havacılık sanayi gibi endüstriler diğer ülkelerin ekonomi ve yaşamsal faaliyetlerini hedeflerken, kendi kültürlerini “sinema-film” endüstrisi ile bu sefer kültürel ve sosyal dokularımıza da nakşetmeye başladılar. Maalesef bu durum tamamen teslimiyetti.

Yani egemenler; “yeni üretim hatlarını kullanıma alırken eski üretim bantlarını “ittifakın küçüklerine” hibe edip, onları borçlandırıp önce itaat etmeyi sonrada yönetmeyi, haraca bağlamayı, hâkim kültürü göçertip egemen kültür olmayı” başardılar.

Rahmetli Oktay SİNANOĞLU. “Dilimizi” geliştiremedik, “kültürümüzü” baskıladılar, “ekonomimizi” çökerttiler, bizi istila ediyorlar diye az yazıp çizmedi bu konularda.

Atatürk… Adı her geçtiğinde Cenap ŞABAHATTİN’İN şiirini hatırlarım;

Hakiki büyük adamlar,

Güzel ağaçlara benzer.

Dallarında yuvalar kurulur,

Gölgesinde yorgunlar dinlenir,

Çiçeklerine sürünenler,

Güzel koku alırlar,

Meyvesiyle açlar doyar ve yaprakları arasından dökülen güneş damlaları toprağa hayat verir.

Mustafa Kemal “Bir gün bizim de böyle uçaklarımız olacak” demiş. Tarih mi? Trablusgarp 1911.

Yüce Atatürk, Ülkemiz kurucu fikriyatı, durumu fark etmiş, 17 Şubat 1923 yılında İzmir’de “I. İktisat Kongresi”’ni toplanmış.

Alınan kararlar çerçevesinde özel girişimcilere yol açan 10 yıllık “Liberal Dönem” ve “Serbest Ekonomi Politikası” izlenmeye, ülke genelinde farklı bölgelerde tüm stratejik-teknik ve teknolojik altyapıyı oluşturacak ve geliştirecek tesisler ve kurumların açılmasına/kurulmasına başlanmış.

Cumhuriyetin kurulmasını müteakip 6 Ekim 1926 Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi TOMTAŞ Kayseri’de kurulmuş. İlk Uçağımızı yapmışız. Kapatmışız.  29 Ekim 1961 İlk Otomobilimizi yapmışız. Kapatmışız.  1997 yılında ASELSAN 1919 Markasıyla İlk Cep Telefonunu üretmiş. Sürdürmemişiz…

Daha neler, neler.

Mesela, İlaç Sanayi. 1835 yılında Askeri Eczahane-i Amire kurulmuş, 1965 tarihinde Ordu İlaç Fabrikası kurulmuş kapatmışız.

Hıfzıssıhha Enstitüsünde Aşı Üretimi yapılıyordu. Kapatmışız…

Eee.

Bugün aklımız başımıza gelmiş…

Fakat tarihte aklı başına gelen bir başka kişi daha var. O da zamanın Kırşehir Kaymakamı.

Nasıl mı?

Anlatayım.

Osman Bölükbaşı’nın başında bulunduğu Millet Partisi’ne oy verdiği için İktidar Partisi tarafından Kırşehir önce il iken, ilçeye dönüşmüş, tenzili rütbe yani.

Seçim döneminde Kırşehir İlçesine giden Millet Partisi Genel Başkanı Osman BÖLÜKBAŞI, ilçeye sokulmamış.

Kırşehir Kaymakamı gerekçe olarak demiş ki;

“Ben bu ilçenin kaymakamıyım. Bu il, sizin yüzünüzden ilçe oldu. İzin vereyim de şimdi bucak mı olsun?”

Bu küçük “anekdotun” kocaman bir ana fikri var aslında anlayana…

Burada, Üstat Yahya KEMAL’İ anmadan geçmemeliyiz.

Bir gün Ankara’ya giderken treninin yemek vagonunda dostlarıyla sohbet anında Yahya KEMAL’E sorarlar:

“Üstat, bu memleketin kaç aydını vardır?”

Yahya KEMAL şöyle der:

“İki vagon aydını var. Aydınların bir kısmı Haydarpaşa’dan Ankara’ya gider, bir kısmı da Ankara’dan Haydarpaşa’ya doğru döner.”

Gerçekten de öyle değil mi?

Ülkemin aydınları maalesef Cumhuriyet Devrimlerine sahip çıkamamış ve tamamlayamamıştır.

Rahmetli Kamran İNAN söylerdi, yazardı ve anlatırdı Ülkemdeki Aydın ihanetini.

Bugünkü sıkıntıda, öfkede, üzüntü de bu nedenledir.

Egemen güçlerin etkisi anesteziktir. Ameliyat olursun, oranı buranı keserler, biçerler hissetmezsin. Ama ameliyat biter, çıkarsan “sağ-salim” vücuduna toplu iğne batsa avazın çıkarcasına basarsın çığlığı.

Söz çok.

Gelelim Askeri Fabrikalara.

Ama yarın…

CEVAP VER

Lütfen yorum alanını boş bırakmayın
Lütfen adınızı belirtiniz